Hakkımızda | İletişim
Haymananın İlk ve Tek Siyasi Bağımsız Gazetesi

TARİHTE BU HAFTA
06/06/2014

Hazırlayan SAMİ ÜMÜT Haymana Kaymakamlığı Emekli Yazı İşleri Müdürü
06/06/1949 İhtiyarlık Sigortası kabul edildi.
06/06/1968 Kurtuluş Savaşı komutanlarından Kazım Özalp'ın ölümü.
06/06/1983 Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) kuruldu. Partinin genel başkanlığına Erdal İnönü seçildi.
06/06/1985 Kamuoyunda "Pişmanlık Yasası" olarak anılan kanun kabul edildi. Yasaya göre ihbarda bulunan sanıkların cezalarında indirim yapılacak.
06/06/1996 Anayasa Mahkemesi, Refah Partisi'nin başvurusu üzerine 53. Hükümetin güven oylamasının geçersiz olduğuna karar verdi. Bu karar üzerine Başbakan Mesut Yılmaz Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e Anayol hükümetinin istifasını verdi.
07/06/1557 Mimar Sinan tarafından inşa edilen, Süleymaniye Camii açıldı.
07/06/1866 Anadolu'da kurulan ilk demiryolu hattı olan İzmir-Aydın demiryolu açıldı.
07/06/1929 Vatikan, bağımsız devlet oldu.
07/06/1942 Etimesgut fabrikasında yapılan ilk Türk uçağı havalandı.
07/06/1999 Ankara Emniyeti'ndeki "telekulak" şebekesinin Başbakan Bülent Ecevit'in gizli ev telefonunu bile izlemeye aldığı ortaya çıktı.
08/06/632 Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed, Hicrî onbirinci yılın 12 Rebîulevvel pazartesi günü kuşluk vaktinde de Kelime-i Tevhid getirerek ve Rabbini kasıtla:"... Yüce dosta" diyerek Rabbine kavuştu. 63 Yaşında Vefat etti.
08/06/1951 Türkiye'de ilk kalp ameliyatı Ankara Gülhane Askeri Hastanesi'nde gerçekleştirildi.
09/06/68 Roma İmparatoru Neron, intihar ederek hayatını kaybetti.
09/06/1617 Sultan I. Ahmet tarafından İstanbul'da adıyla anılan meydanda 1609-1616 arasında Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa'ya yaptırılan Sultanahmet Camii ibadete açıldı. 
09/06/1942 Anıtkabir proje yarışmasını Emin Onat ve Orhan Ada'nın kazandığı açıklandı.
09/06/1950 Adnan Menderes Demokrat Parti genel başkanlığına seçildi.
09/06/1977 Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Taha Carım Roma'da uğradığı silahlı saldırı sonucu öldü. Saldırıyı "Ermeni Soykırımı" ve "Ermeni Jenosit Örgütü" üstlendi.
09/06/1981 Türkiye'nin Cenevre Başkonsolosluğu'nda görevli Mehmet Yergüz bir Ermeni militan tarafından öldürüldü.
10/06/1916 Osmanlı yönetimindeki Mekke Arap İsyanı sırasında Arapların eline geçti.
10/06/1960 Celal Bayar ve Adnan Menderes yargılanmak üzere Yassıada'ya götürüldü.
10/06/1967 Süregiden Arap- İsrail savaşında İsrail; Gazze Şeridi, Golan Tepeleri, Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Sina Yarımadasını işgal etti.
11/06/1930 Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın kurulmasına ilişkin kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
11/06/1937 Atatürk bütün çiftliklerini ve mallarını millete bağışladığını bildirdi.
12/06/1984 Urfa'nın adı Şanlıurfa olarak değiştirildi.
12/06/1989 Bulgaristan'dan göç eden Türklerin sayısı 90 bin kişiyi buldu.
 
SAKARYA SAVAŞINDA KOMUTANLAR
5.GRUP KOMUTANI(SÜVARİ) ALBAY FAHRETTİN ALTAY
 
Orgeneral Fahrettin Altay (1880 - 1974)
1880 yılında Anavutluk- İşkodra'da doğdu. Harp Okulu'nu 1900, Harp Akademisi'ni de 1902 yılında bitirdi. Kurmay yüzbaşılığı sırasında, ilk görev yeri olan VI. Ordu'da Dersim ve çevresindeki aşiret süvari alaylarının sayıca azaltılmasıyla görevlendirildi. Bu bölgede sekiz yıl kalan Fahrettin Altay, 1910'da Erkanı Harbiye I. Şube müdürlüğüne atandığı zaman binbaşıydı.
Büyükçekmece'deki Donanma Komutanlığı'nda bir süre refakat subaylığı yaptı (1912). 1913'te Çatalca'da kendisini önemli bir görev bekliyordu. Balkan Savaşı'nı kazanan Bulgar ordusu Edirne'ye kadar gelmiş, bölgeyi egemenliği altına almıştı. Çatalca Aşiret Süvari Tugayı'nın başında Bulgar birliklerini geri püskürttü. 1914 yılı da Fahrettin Altay için oldukça hareketli geçti. O yıl yarbaylığa yükselmişti. Önce IV. Kolordu kurmayı oldu. Arkasından ikinci defa Erkanı Harbiye Şube Müdürlüğü yaptı.
Birinci Dünya Savaşı'nın yaklaşması yüzünden asker taşıma işleri arttığı için Anadolu demiryollarını düzenlemekle görevlendirildi. Yıl sona ermeden Harbiye Nezareti emrinde çalışmak üzere İstanbul'a döndü. 1915'te Albay oldu ve Harbiye Nezareti Müsteşar yardımcılığından başka askeri protokol memurluğu yaptı. V. Ordu'nun emrinde çalıştı.
1917'de Vehip Paşa ile birlikte Almanya'ya giden heyette yer aldı. 1917'de 26. Tümen komutanlığı, 1918'de 15. Kolordu Komutan vekilliğine ve gene aynı yıl 12. Ordu komutanlığına atandı.
Birinci Dünya Savaşı'nın bittiği sıralarda Altay, 3. Kolordu kumandanıydı (Nisan 1919). Kurtuluş Savaşı'nın başlarında 12. Kolordu Kumandanlığına atandı. Bu görevi 1921, ortalarına kadar sürdü. Birliğinin başında, Konya'da patlak veren Delibaş Ayaklanmasının bastırılmasından (1920), Birinci ve ikinci İnönü ve Sakarya savaşlarına kadar hep ateş hattında bulundu.
TÜRBE TEPE ve çevresindeki gece savaşı gittikçe sertleşip genişlerken 100 km. güneyde derin bir sessizlik vardı. Yalnız cırcır böceklerinin sesi duyuluyordu. Gün doğumuna bir sigara içimi kalmıştı. Ateşi düşen Albay Fahrettin Bey uyanıp doğruldu. Tavşan uykusu uyuyan Köse ile emir subayı da ânında uyandılar. Ufuk aydınlanmıştı.
"Milleti uyandırın. Hazırlanalım."
Köse'nin içi rahat etmemişti:
"Başüstüne de, sen iyi misin?" 
Fahrettin Bey gülümsedi:
"İyiyim oğlum. Sen çayı demlemeye bak. Baskın başlamıştır. Yetişelim."
Yanılıyordu. Öncü yolu şaşırdığı için Grup daha Uzunbey'e varmamıştı bile. Ancak saat sekize doğru taarruza geçebilecekti. Yarım saat sonra yola çıktılar.
ALBAY FAHRETTİN ALTAY’IN gecikme yüzünden baskının gündüze kalmış olmasına canı sıkıldı. Üst üste emirler vererek taarruzu hızlandırıp şiddetlendirdi.
Süvariler çemberi daralttılar.Kaçmaya çalışan kamyonlar uzaklaşamadan vurulup kalıyorlardı.
General Papulas, Türklerin eline geçmesi istenmeyen malzemenin tahrip edilmesini emretti. Uzunbey teslim olmaya hazırlanıyordu.Yere tükürdü:
"Ordusu zafere yürüyor, komutan esir düşmek üzere."
SÜVARİLER kuşatmayı tamamlamış, bazıları köye sızmıştı bile. Yunanlıların cephane ve erzakı yok etmeye başladıkları sırada, Süvari Grubu'nun habercileri uçar gibi geldiler.
Atlarının ağzı köpük içindeydi. Teğmen Remzi, Cephe Komutanlığının yazdırdığı çok önemli bir telsiz emrini alır almaz, habercileri yıldırım gibi yola çıkarmıştı.
Fahrettin Bey emre göz attı:
"İsmet Paşa hemen yola çıkarak cephe sol kanadına yetişmemizi emrediyor."
Yarbay Suphi Kula komutanın taarruzu keseceğini sezmişti, önlemek istedi:
"Köye girmek üzereyiz albayım!"
Fahrettin Bey, "Verdiğimiz zarar yeter.." dedi, "..sol kanadımız zor durumda olmalı. Bir dakika bile oyalanmak doğru değil. Önümüzde 130 km. yol var. Taarruzu durdurun, geri dönüyoruz." 
130 km. üç gün demekti.
ÇATIŞMA yavaş yavaş durdu. Süvariler çekiliyorlardı. General Papulas terini sildi:
"Burada olduğumuzu anlamadılar."
Veliaht haç çıkardı. General Stratigos sinir içinde, "Kaçalım bu uğursuz yerden.." diye bağırıyordu, "..haydi, hemen!"
SÜVARİ GRUBU sol kanada yetişebilmek için çok kısa bir mola dışında sürekli yol almış, yemek yemek ve gecelemek için bir köyde durmuştu. Fahrettin Bey küçük çadırının önünde, yere serili bir battaniyeye bağdaş kurmuş, kahvesini beklemekteydi. Köse, dilinin ucu dışarda, komutanının kahvesini getiriyordu.
"Dökmeden getir. Yoksa şaplağı yersin."
"Hiç döker miyim? Bu son. Başka kahve yok."
Birden Kurmay Başkanı Baki Bey'in acı sesi duyuldu:
"Ne diyorsunnnnnn???"
Tatsız bir şey olmalıydı. Emir Subayı sese koştu. Baki Bey ve ödü kopmuş bir Yunanlı esirle birlikte geri döndü.
"Ne oldu Baki? Niye bağırıyorsun?"
Baki Bey derin bir nefes alarak olayı içine sindirmeye ve yatışmaya çalıştı. Yunanlıyı gösterdi:
"Uzunbey'de esir aldığımız Yunanlıların sorguları yapılıyordu. Sıra buna gelmişti. Bunun adı
Galanı."
"Eee?"
"General Papulas'ın şoförüymüş."
Fahrettin Bey korkarak sordu:
"Yani?"
"Yani biz taarruz ederken General Papulas ve ordu karargâhı Uzunbey'deymiş."
Albay daha bir yudum bile almadığı kahve fincanını yere vurdu. Bağırarak ayağa fırladı:
"Lanet olsun bu telsize! Ulan vicdansız, bir gün olsun arıza yapamaz miydin? Kaçırılacak fırsat mıydı bu? O hain telsizci teğmen bir daha gözüme gözükmesin. O hurda telsize çiçek gibi bakmanın âlemi var mıydı? O namussuz telsiz çalışmasa, cephe emrini almayacak, şimdi burda Papulas'la kahve içiyor olacaktık."
Köse safiyetle, "Kahve bitti komutanım" dedi.
Komutan gürledi:
"Yıkıl sersem herif!"
Zavallı Köse kös kös geri çekildi, komutanın gözünün önünden yok oldu.
SÜVARİ TÜMENLERİ parça parça geri çekilen Yunan birlikleri ile çarpışıyorlardı. Albay Fahrettin Altay ve karargâhı, Ilıca vadisinde yoğun bir sis içinde kaldı. Ancak sis dağılırken harekete geçebildiler. Fahrettin Bey çevreyi görebilmek için atını sürerek gruptan biraz ayrıldı. Bir dere yatağının içinden birdenbire silahlı bir Yunan askeri çıktı önüne. Aradaki mesafe yüz metreden az, albay yalnız ve silahsız, adamları uzaktı. Birliğini ve yolunu kaybettiği anlaşılan Yunanlının tehlikeli bir hareket yapmaması için babacanca, "Yaklaş" diye seslendi. Korkudan zangırdayan Yunanlı yaklaşırken, emir subayı Fevzi ile seyisi Köse dörtnala çıkageldiler. Fevzi silahı yere atmasını işaret edince hemen attı. Köse attan atlayıp tüfeği aldı, bu sırada gözü esirin sağlam görünen kunduralarına takıldı. Kendi ayağında altı yarı yarıya erimiş, zavallı bir çarık vardı. Fahrettin Bey Köse'ye, "Bu delikanlı esir olduğuna göre artık misafirimiz sayılır." dedi, "önce delikanlının karnını doyur. Anladın mı?"
Mutsuz bir ses duyuldu:
"Anladım komutanım."
"Sonra ayakkabılarınızı değiştirirsiniz."
Köse'nin gözleri iki namlu gibi parladı, çıplak bileklerine taktığı mahmuzları şakırdatarak anlayışlı komutanına yürekten selam verdi:
"Emrin olur!"
Karargâh mensupları Yunanlı askeri, 'komutanın esiri' diye hayli şımartacaklardı.
Kurtuluş Savaşı'nın belirli bir aşamaya ulaştığı 1921'de Altay, tümgeneralliğe yükseltildi. Sorumluluğu da genişletilerek kolordu komutanı yetkisiyle Süvari grup komutanlığına getirildi.
1920'den beri milletvekili olarak Meclis'te adı okunuyor, fakat kendisi sürekli olarak cephede bulunuyordu. Kurtuluş Savaşı'nın son yılındaki çarpışmalarda Afyon, Alaşehir, Uşak, Altıntaş çevresindeki çarpışmalarda Altay'ın süvarileri büyük hizmet gördü. Kaçış halinde yunan ordusunu kovalayarak İzmir'e giren ilk süvari birlikleri de Altay'ın komutasındaydı. Bu başarılarının sonucu olarak Altay o yıl korgeneralliğe yükseltildi.
Süvari kolordu komutanlığının yanı sıra bir ara I. Ordu komutan vekilliği de yaptı. 1923 seçimlerinde Milletvekili olarak Meclis'teki yerini korudu. Bu arada askerlik görevini de sürdürüyordu. 1924'te, on yıl boyunca kalacağı II. Ordu Müfettişliğine atandı.
Hem komutan, hem milletvekili olduğu sırada Atatürk'ün dileğine uyarak orduda kaldı. 1944'te I. Ordu komutanlığına getirildi.
Aynı yıl İran ile Afganistan arasındaki sınır anlaşmazlığında hakemlik yaptı. Hazırladığı rapor anlaşmazlığın çözümlenmesinde yararlı oldu.
1945'te, Yüksek Askeri Şüra üyeliği sırasında yaş haddinden emekliye ayrıldı.
1946-1950 yılları arasında CHP'den Burdur milletvekilliği yaptı. 1950’den sonra siyasi hayattan da çekilerek İstanbul'a yerleşti.
25 Ekim 1974’de uykudayken hayatını kaybetti. Mezarı, Ankara'daki Devlet Mezarlığı'ndadır.

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olabilirsiniz.
Mesajınız Gönderiliyor
Lütfen Bekleyiniz...


Teşekkür Ederiz.
Mesajınız Gönderilmiştir.
En Kısa Zamanda Editörlerimiz
Tarafından Kontrol Edilip Yayınlanacaktır.


Olası Sebeplerden Ötürü
Mesajınız Gönderilmemiştir.
İnternet Bağlantınızı Kontrol Edip
Tekrar Deneyiniz.
İsminizi Giriniz
Lütfen En Az 3 Karakter İsim Giriniz
: *
Mesaj Başlığı Giriniz
Lütfen En Az 5 Karakter Mesaj Başlığı Giriniz
: *
E-Mail Adresinizi Giriniz
E-Mail Boş Bırakın veya Doğru Mail Adresi Giriniz.
:   
Yorumunuzu Yazınız * Max 1000 karakter.Kopyala yapıştır yaparsanız yorumunuz kesilebilir.
Lütfen En Az 10 Karakter Bir Yorum Yazınız.
İşlemin Sonucu Kaçtır :
Lütfen İşlem Toplamını Doğru Giriniz.
 " TARİHTE BU HAFTA " Haberine Yapılan Yorumlar
Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır.  Sayfanın üstüne gitmek için tıklayınız...
Sizde Reklam Verebilirsiniz
Yazarlarımızdan...
Yazarlar - Son 5 Yorum
Haberler - Son 5 Yorum
Sizde Reklam Verebilirsiniz
Facebook'ta Bizi Bulun


Ulusal Gazetelerin Mansetleri
 Bir Gazete Seçin