Hakkımızda | İletişim
Haymananın İlk ve Tek Siyasi Bağımsız Gazetesi

FERDİ VE TOPLUMSAL ŞİDDET
06/03/2015

Münir EKİNCİ Haymana VAİZİ

Arapça bir kelime olan şiddet, atlanılması güç olan şey anlamındadır. Savaş ve hastalık şiddeti gibi. (el-munazzametu'lArabiyye, 1, s.676) Türkçe’de de şiddet, karşıt görüşte olanlara, ikna etme ve uzlaştırma yerine, kaba kuvvet kullanma, toplumda kargaşa ve kaos meydana getirme gibi anlamlarda kullanılmaktadır. (Türkçe söz. TDK yay) şiddet, daha çok Arapça kökenli "unf" anlamındadır.  (el-mucemularabiyyul esasi, 872) Kur'ân açısından baktığımızda da şiddet duygusunun doğuştan kaynaklanan bir özellik olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim ilk şiddet olayının Hz. Adem’in oğulları Habil ile Kabil arasında gerçekleştiğini görmekteyiz. Kabil’in kardeşine: “Seni mutlaka öldüreceğim” sözünün ardından “Nihâyet nefsi onu, kardeşini öldürmeye itti onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu.” (Mâide, 27-30.)  ifadesi bu gerçeğe işaret etmektedir. Bu ayetin devamında da Habil'in kardeşine karşı tutumu şu şekilde anlatılmaktadır: "Andolsun, eğer sen beni öldürmek için bana elini uzatırsan, ben seni öldürmek için sana elimi uzatmam. Çünkü ben âlemlerin Rabbinden korkarım!" "(Beni öldürürsen) dilerim ki sen, benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip ateş halkından olasın! Zâlimlerin cezası budur." (5. Mâide, 28-29) Habil'in  dünya görüşünde baskıya, zorbalığa  savaşa düşmanlığa  yer yoktur. İnsanların barış ve kardeşlik içerisinde yaşayabilmeleri, mutlu bir toplumun ortaya çıkması Habil’in yolunu takip etmekle ancak mümkün olur. Bir hadis-i şerifte Adem oğlunun örnekliği şu şekilde ifade edilmektedir: "Bir kişi Hz. Peygamber'e; ‘Ey Allah'ın Resûlü, biri benim evime girer ve beni öldürmek için elini bana uzatırsa bu durumda ne yapmamı tavsiye edersiniz?' diye sordu. Hz. Peygamber, ‘sen Âdem'in oğlu gibi ol' diye cevap verdi. (Dâruİhyâi't-Türasi'l-Arabî, Beyrut,  IV, 486, h. no: 2194)Kur'ân'ı içselleştiren bir müslüman, herkesin barış içinde yaşamasını ister. Gerçek müslüman varlıkların en üstünü olarak yaratılan insana değer verir. Başkasının canına kıymayı insanlık suçu sayar. İnandığı ilâhî Kitab:"Bir insanı öldürmeyi bütün insanları öldürmekle, bir insanı yaşatmayı da bütün insanları yaşatmakla eşdeğerde tutar.(5. Mâide, 32)   ilahi düsturunu kendine şiar edinir. Onun için Müslüman başkasını öldürmeye değil, yaşatmaya çalışır.Diğer yandan başka bir ayette de," Bir mü'mini kasten öldüren kişi cehennem azabıyla cezalandırılacağı haber verilmektedir. (Nisa, 93). Dolayısıyla Müslüman, Habil’in yolunu takip etmeli, Kabil’in yolundan gitmemelidir. Çünkü Habil’in aksine kardeşi Kabil’in yolu zorbalığın sembolüdür. İslamda baskının, şiddetin ve adaletsizliğin yeri yoktur ve yasaktır. Peygamberler ve şiddet Peygamberler ve onların taraftarları hep mağdur ve şiddete maruz kalmalarına rağmen, şiddete şiddetle karşılık vermekten alabildiğince kaçınmışlardır. Peygamberler kalplere hitap ederek gönülleri fetheden mesajı aktarır ve şiddeti sakındırırlar. Örneğin Yüce Allah, Hz. Musa ve kardeşi Hz. Harun'u yeryüzünün en zâlimlerinden biri olan Firavun'a gönderirken ona bile yumuşak ve nazikçe yaklaşmalarını emretmiş ve Firavun'un yapacağı taşkınlığa cevap vermemelerini işaret etmiştir.(20. Tâhâ, 43-46.) Bütün bu çabalara ve gösterilen mucizelere rağmen sapkınlıkta direnmeye devam eden Firavun, sahip olduğu güç ve kuvvet, kendisine hiçbir fayda sağlamamış ve Hz. Musa ile girdiği mücâdelede ilâhî vaadin bir sonucu olarak yenik düşmüş, dünya ve ahiret azabını hak etmiştir."Allah  onu, ibret verici şekilde dünya ve ahiret cezasıyla cezalandırdı. "Şüphesiz bunda Allah'tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır."(79. Naziât, 25-26.) ayetleriyle haber vermektedir. Peygamber efendimiz ve şiddet Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) de, hiçbir maddî güç kullanılmadan değişimin ve ilerlemenin ortaya çıkabileceği gerçeğini ve uygar bir toplumun ancak baskı ve dayatmanın olmadığı bir ortamda teşekkül edebileceğini ispatlamıştır. Bu konuda İbn Abbas'tan alınan rivâyet, Peygamber efendimizin meseleye bakış açısını net bir şekilde göstermektedir: “Bir gün Abdurrahman b. Avf ve beraberinde bir gurup, Mekke'de Hz. Peygamber'e gelip "Ey Allah' ın Elçisi, biz müşrik iken hiç kimseye boyun eğmezdik, fakat müslüman olduktan sonra boynumuz büküldü." diye sıkıntılarını dile getirdiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber: 'Ben affetmekle emrolundum, onun için kimseyle savaşmayın.' diye buyurdu.”(56 Ahmed b. Şuayb. en-Nesâî) Mekke'de müşriklerin bütün kışkırtmalarına ve Hz. Bilal gibi fedakar mü'minlere yaptıkları işkence, Hz. Sümeyye ve eşi Hz. Yasir'i şehid etmelerine rağmen müslümanlar hiçbir karşılık vermemişlerdir. Bu tür sıkıntılara maruz kalan sadece peygamberler değil, onların yolunu takip eden mü'minler de aynı sıkıntılarla karşı karşıya gelmekle sınandılar. Fakat insanın da bir tahammül sınırı vardı. Hak taraftarlarının; güçlerinin bittiği, çıkış yolunun kalmadığı, her şeyin sona erdiği sanılan noktada, gösterdikleri sabır  ve hoşgörüyle ilâhî yardım tahakkuk etti. Bu konuda AllahTeala"Yoksa siz ,sizden öncekilerin başına gelenler,sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?.Peygamber ve onunla beraber mü'minler,"Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı.İyi bilin ki,Allah'ın yardımı pek yakındır. (2. Bakara, 214)Ayetiyle ve İlâhî yardımın gelmesi, toplumların sıkıntıları bertaraf edecek eylemlerde bulunmasıyla yakından ilgilidir. Bu eylemlerin başında, Allah ile bağlantıyı koparmamak ve hak yolda yürürken başa gelecek sıkıntılara göğüs gerip mücadeleden kaçmamak gelir.Ve yine Allahın şu ayeti insanlık için son derece aydınlatıcıdır: "Musa,kavmine,"Allah'tan yardım isteyin ve sabredin.Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır.Ona kullarından dilediğini mirascı kılar.Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır(7. A'râf, 128.)buyurarak, haber vermektedir. Sonuç olarak, Nereden gelirse gelsin, şiddet baskı ve zorlamanın her çeşidi, kişiliğin tabii gelişimini ve arınmaya kavuşmasını engeller. Bu yüzden Yüce Allah, Hz. Peygamber'e insanları İslâm'a girmeleri için zorlamamasını, bunun faydasız olacağını beyân etmiştir. İlerlemenin, değişimin ve yapılanmanın yolu baskı uygulamak, dayatmada bulunmak ve kan dökmekle değil, barış, sevgi, hoşgörü ve ikna ile ancak geçekleşebilir. Gerek toplum gerek aile ve gerekse fert olarak şiddetten uzak ve birbirimizle hoşgörülü bir hayat çizmek istiyorsak;  Allah’ın ve peygamber efendimizin emir ve tavsiyelerine uymamızla ancak mümkün olacaktır.. Dolayısıyla şiddet; zulüm, hezimet, gözyaşı, acı ve yuvaları bozan, toplumu sarsan kangrendir diyor ve artık bitsin diyoruz. Ne yazıktır ki, gün geçmiyor ki, yüreğimizi burkan bir hadise olmasın.  Müslüman fertler olarak;  artık diyelim ki, Ya  Rab! Yüreklerimizde merhamet, hoşgörü, sevgi, barış ve güzel ahlakı eksiltme. Bu şiddet sarmalından bizleri memleketimizi muhafaza eyle.  Bir daha bu hadiseler yaşanmasın! Duasıyla Mevlamızdan niyaz ediyoruz. Şiddet sonucu hayatını kaybeden kardeşlerimize Allahtan rahmet ailelerine sabırlar ve çektikleri acılarının günahlarına keffaret olmasını diliyor, yapanları da Allah ıslah etsin! Hidayet versin!   Allah cümlemizi salih kullar zümresine ilhak eylesin! Dileklerimizle, Cumanız mübarek olsun. 


Bu yazıya toplam 1 yorum yapıldı.
Mesajınız Gönderiliyor
Lütfen Bekleyiniz...


Teşekkür Ederiz.
Mesajınız Gönderilmiştir.
En Kısa Zamanda Editörlerimiz
Tarafından Kontrol Edilip Yayınlanacaktır.


Olası Sebeplerden Ötürü
Mesajınız Gönderilmemiştir.
İnternet Bağlantınızı Kontrol Edip
Tekrar Deneyiniz.
İsminizi Giriniz
Lütfen En Az 3 Karakter İsim Giriniz
: *
Mesaj Başlığı Giriniz
Lütfen En Az 5 Karakter Mesaj Başlığı Giriniz
: *
E-Mail Adresinizi Giriniz
E-Mail Boş Bırakın veya Doğru Mail Adresi Giriniz.
:   
Yorumunuzu Yazınız * Max 1000 karakter.Kopyala yapıştır yaparsanız yorumunuz kesilebilir.
Lütfen En Az 10 Karakter Bir Yorum Yazınız.
İşlemin Sonucu Kaçtır :
Lütfen İşlem Toplamını Doğru Giriniz.
 " FERDİ VE TOPLUMSAL ŞİDDET " Haberine Yapılan Yorumlar

Başlık:

Tebrikler

03:58:34

Gönderen:

Hulusi ÜMÜTLÜ

6/3/15

Değerli Münir hocam seni yıllar sonra Haymanada yeni bir unvanla tekrar görmek beni mutlu etti. Hayırlı olsun tebrik ederim.


  Sayfanın üstüne gitmek için tıklayınız...
Sizde Reklam Verebilirsiniz
Yazarlarımızdan...
Yazarlar - Son 5 Yorum
Haberler - Son 5 Yorum
Sizde Reklam Verebilirsiniz
Facebook'ta Bizi Bulun


Ulusal Gazetelerin Mansetleri
 Bir Gazete Seçin