Hakkımızda | İletişim
Haymananın İlk ve Tek Siyasi Bağımsız Gazetesi

ÜRPERTEN OLAYLAR.. YAZI DİZİSİ
26/02/2016

HAZIRLAYAN: Yavuz ÇİFÇİ
KÖPRÜ-1
   Köy kahvesinin önü, yine şen kahkahalarla çınlıyordu. Gençler sıcak yaz gününde tarlada çalışmanın yorgunluğunu burada çay içerek ve birbirlerine takılarak, şakalaşarak atıyorlardı. Gündüz güneşiyle yakan hava, akşamları nisbeten serinliyor, yerini sohbetin harmanlandığı güzel gecelerin tatlı meltemine bırakıyordu.
   Küçük bir köydü burası. Her Haymana köyü gibi tarla ve hayvanlardan başka bir uğraşı yoktu buradaki halkın. Gündüz tarlada, bağda, bahçede ve hayvanların ardında geçim kaygısına düşen köylü, akşamları tüm günün stresini burada atıyor, konuşacak birçok konular buluyor, birbirlerine takılmadan edemiyorlardı. Kahvenin önüne attıkları sandalyede, radyodan gelen türküleri dinleyerek, demli çaylarını yudumlamak, adeta bir gelenek olmuştu.
  Gelenek demişken, özellikle gençlerin bir geleneği daha vardı o da köyün saf delikanlısına takılmak. Herkes söz birliği etmişçesine ona takılır, onun takılmalardan dolayı sinirlenmesine, küfürlerine kahkahalarla gülerlerdi.  Yirmili yaşlardaki bu saf delikanlı herkese cevap yetiştirmeye çalışır, an gelir o da herkes gibi kahkahlarla güler, an gelir küfrü basar, hatta yerden aldığı taşı vurmakla tehdit ederdi. Şimdiye kadar birisine en ufak bir zarar verdiği görülmemişti. Bunu iyi bilen köylüler de alabildiğine üstüne gider, sinirlenmesinden sadistçe bir haz alırlardı.
  Böyle günlerden, daha doğrusu gecelerden birisiydi. Köylü yine kahvede toplanmış, saf delikanlıyı ortaya almışlar, herkes her taraftan yükleniyordu. Delikanlı fır dönüyor, kimisine laf yetiştiriyor, kimisine küfür ediyor, kimisine de elindeki sopayı gösterip, ayaklarını kırmakla tehdit ediyordu. Kahkahalar köyün her tarafına yayılıyordu. 
   Köylülerden birisi “Lan oğlum sen korkağın birisin, şimdiye kadar kime vurdunda ona vuracaksın, korkaksın, hem de ödleğin önde gidenisin” dedi. Korku lafı bir anda bütün olayların dinamitini ateşleyen fitil gibiydi. Bu fitil ateşiyle asla unutulmayacak bir dramın ve bir efsanenin patlayacağı dinamiti ateşlemişti işte.
  “Ben korkak falan değilim” dedi delikanlı. “Korkaksın oğlum, sen gölgenden bile korkarsın, altına işersin korkudan” diye bir başkası daha çok üstüne gitti delikanlının.  “Ben ne kimseden, ne de birşeyden korkarım, hiçbirşey beni korkutamaz” diye diklendi delikanlı. “O zaman korkak olmadığını ispatla,  gece mezarlığa gidebilir misin?” dedi bir başkası. “Giderim ne var” dedi delikanlı, göz ucuyla mezarlığın olduğu yöne doğru baktı. Karanlıkta daha bir kasvetli, daha bir korkutucu görünüyordu mezarlık. Ay ışığının şavkı ile parlayan mezar taşları, alabildiğine ürpertici duruyordu.
   İş artık kontrolden çıkmış, köylüler için eğlence malzemesi yakalanmıştı. “O zaman git mezarlığın ortasındaki ağaçtan bir tane yaprak kopar getir buraya” dedi içlerinden birisi. Mezarlıktaki meşe ağacından köyde başka hiçbir yerde yoktu. O yaprağı başka yerden getirmesi mümkün olmadığına göre mezarlığa gitmesi kaçınılmazdı, korkak olmadığını ispatlaması için.
  “Tamam getiririm” dedi delikanlı. Düşünmesi bile ayaklarını titretmeye yetse de artık dönüşü olmadığını biliyordu, o saf aklı ile bile. Aslında korktuğu mezar değildi onun. Mezarlığa giderken üzerinden mecburi geçmesi gereken köprüydü. Bu köprü ile ilgili o kadar söylenti, efsane ve korkutucu hikaye dolaşırdı ki, gündüzleri bile geçerken içinde bir tedirginlik, bir ürperti olur, alel acele geçmek için zaman zaman koşardı. 
    Köprü efsanesi gerçekten de köyde bir çok olaya konu olmuş, burası ile ilgili hoş olmayan birçok olay anlatılmış ve herkesin çekindiği bir yer olmuştu. Özellikle geceleri zorunlu olmadıkça mutlaka uzak durulan bir yerdi. Yılın her ayında açıklanmayan nedenle köprünün etrafında daima sis olurdu. Altından küçük bir dere geçerdi. Bazı geceler bu derenin kan renginde aktığı, bu kan renginde aktığı zamanlar ise, suyun aksi istikamette, yokuş yukarı aktığı söylenirdi. Bunun gibi söylentiler korkmaları için zaten fazlasıyla bir sebepti. Delikanlı herşeye rağmen korkak olmadığını ispatlamak ve bu korkaklık işine bir nokta koymak için ne olursa olsun köprüyü geçecek ve o yaprağı buraya getirecekti. Yerinden hızla kalktı ve köprüye doğru koşarcasına yürümeye başladı. Her adımda yüreği küt küt vuruyordu. Köprüyü bir geçse gerisi kolaydı ama köprüyü nasıl geçecekti?
DEVAMI VAR...

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olabilirsiniz.
Mesajınız Gönderiliyor
Lütfen Bekleyiniz...


Teşekkür Ederiz.
Mesajınız Gönderilmiştir.
En Kısa Zamanda Editörlerimiz
Tarafından Kontrol Edilip Yayınlanacaktır.


Olası Sebeplerden Ötürü
Mesajınız Gönderilmemiştir.
İnternet Bağlantınızı Kontrol Edip
Tekrar Deneyiniz.
İsminizi Giriniz
Lütfen En Az 3 Karakter İsim Giriniz
: *
Mesaj Başlığı Giriniz
Lütfen En Az 5 Karakter Mesaj Başlığı Giriniz
: *
E-Mail Adresinizi Giriniz
E-Mail Boş Bırakın veya Doğru Mail Adresi Giriniz.
:   
Yorumunuzu Yazınız * Max 1000 karakter.Kopyala yapıştır yaparsanız yorumunuz kesilebilir.
Lütfen En Az 10 Karakter Bir Yorum Yazınız.
İşlemin Sonucu Kaçtır :
Lütfen İşlem Toplamını Doğru Giriniz.
 " ÜRPERTEN OLAYLAR.. YAZI DİZİSİ " Haberine Yapılan Yorumlar
Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır.  Sayfanın üstüne gitmek için tıklayınız...
Sizde Reklam Verebilirsiniz
Yazarlarımızdan...
Yazarlar - Son 5 Yorum
Haberler - Son 5 Yorum
Sizde Reklam Verebilirsiniz
Facebook'ta Bizi Bulun


Ulusal Gazetelerin Mansetleri
 Bir Gazete Seçin