Hakkımızda | İletişim
Haymananın İlk ve Tek Siyasi Bağımsız Gazetesi

1837 YILI HAYMANA
12/05/2017

Hazırlayan SAMİ ÜMÜT Haymana Kaymakamlığı Emekli Yazı İşleri Müdürü
1837 Yılından itibaren birkaç yıl kurduğu ekiple ve Ankara Valisi Zaid Paşanın verdiği korumalarla Küçük Asya Gezisi Yapan Seyyah T.M. RUSSELL’in Haymana’da gezdiği yerler hakkında anlattıkları:
KARGALLI: “Biz bugün, Kargallı’ya uzandık,(Spear Town-Mızrak Köy) Burası Küçük Haymana’nın ilçe merkezi. Burada Kaymakam veya Vali oturur. Küçük Haymana Voyvoda’sının evine gittik. Voyvoda dev gibi bir Türkmen, kocaman koyu kırmızı bir sarığı ile üzerinde onun kocaman başı, onun göğüs alanı geniş, kırmızı ipeğin kıvrımları tarafından örtünmüş mor bir cüppe, hem de gösterişli bir şekilde, Köyde Antikalar gururla ayakta duruyordu. Kargallı’nın etrafında zengin tarımsal arazi vardı. Katırlar ve Develer yükleriyle mısır ve buğday takası için uzunca kuyruklar oluşturmuşlardı. Biz burada ilk defa Haymana’da Veba salgınının olduğunu öğrendik.”
ERİF: “Birçok ekili alan geçtik ve bu ekili alanlar içerisinde birçok köyler vardı. İki saat at bindikten sonra Alfabenin ilk harfi olan yada mektup anlamına gelen “Elif” (Erif-Sarıdeğirmen) köyüne geldik. Bu köy Türkmen köyüydü köyde çadırlar ve yaklaşık yirmi ev vardı. İlk olarak burada kendimizi mezarların ortasında bulduk. Ayrıca Bizans’ın son dönemlerine ait sütunlar ve kornişler vardı. Burası eski Bizans yerleşim yeriydi. Çok nadir yazıtlar vardı. Köylüler etrafımıza dolaştı. Arkadaşımın barometresini şaşkın bakışlarla incelemeye başladılar.”
KADIKÖY: “Gün batarken Elif köyünden yola çıktık. Hava kararmadan Kadıköy’e vardık. (Hakimlerin Köyü) Burası Kargallı’dan önce Haymana Hükümet merkezi imiş. Ama şimdi bayır kayalıklar üzerine yapılmış sadece kırk evden ibaret. Köye girdiğimizde insanlarda garip bir hal vardı. Hareketleri çok aceleydi. Yüz ifadeleri gölgeleniyor. Konuşmaları yavaşca ve üzerlerinde matemin işaretleri sıktı. Salgın hastalık onların üzerindeydi. Veba olan iki köylü vardı. Biz köye girdikten sonra bizi ayrı odada misafir ettiler. Hastalığa tutulmayalım diye. Bizim şafakta köyden ayrılacağımız zaman o hastalar öldü. Kayalık tepede onlara acele bir cenaze töreni yaptılar. Ölenlerden biri gençti. Muhtemelen sade bir gençlik. Diğeri ise yaşça ileriydi. Her evden cenaze çıktıkça çığlıklar, hatta pozitif olarak bağırışlar yükseliyordu. Yaşça ileri olan adamın cenazesi çıkarken ailenin kadınları evin çatısında göründüler ve sonra onların haykırışları ağıt yakar gibi hala keskin üzüntülüydüler. Onların el kol hareketleri yapmaları, fazlasıyla şiddetliydi ve doğru kol, elle cesedin gittiği yönde tam olarak uzatılan tutulan amanlardaydı, muhtemelen otuz saniyede bir beraberce kollarını çılgınca hiçbir şekilde itici bir biçimde olmayarak havaya kaldırıp indiriyorlardı. Türkmen’lerde yaslı kimselerin yüzleri, isteyerek açığa çıkardığı sesler, onları izleyebilen bizler tarafından bir gelenek olarak tanındı; Orada yas tutan kadınlardan birinin yaptığı ağıtı bizim ekibimizin birinden ben, bir tercümanın yardımı ile, sonradan, benim muhtemelen, bir kağıda yazdığım uyarlamayı elde ettim.
"Daha fazla güneşin sıcaklığından korkma.
Sadık oğulların babası!
Ölüm, sana korkunç değildi!
Baba Osman! Osman Baba!
Gök gürültüleri artık seni uyandırmayacak,
Senin çocuklarında sakince gülümseyecek,
Baba Osman! Osman Baba!”
CULUK: “Culuk köyünde bir çok antik kalıntılar olduğu söyleniyor. Mr Rassam’ı bavullar, atlar ve iki koruma ile önceden Culuk köyüne gönderdik. Russell ve ben bir koruma ile başka bir yönde bazı sıcak hamamları ziyarete gittik. Ertesi Sabah Bizde Mr Rassam ile buluşmak üzere Culuk köyüne doğru yola çıktık. Bir dizi tepeleri geçtikten sonra uzun yolculuğuz hava kararırken sona erdi. Culuk köyünde Mr Rassam’ı bulduk. Köyde Veba olduğu söyleniyordu. Culuk köyü Ankara Konya büyük yolunun geçtiği, yirmi ev bulunan ve Haymana’nın posta yada haberleşmesinin yapıldığı bir köydü. O gece iki kişi vebadan öldü. Bunlar gündoğduktan hemen sonra mezarlarına kondu. Culuk’un yakınında muazzam kazılar vardı. Orada bir kilise vardı. Keşif için merak ettiğimiz sayısız antikalar vardı. Romalı’lardan kalma.”
YABAN HAMAM: Kadıköy’den ayrıldık. Köyden görünen bir tepede Sıcak su hamamlarının olduğu söyleniyordu.
Kısa bir at binişinden sonra garip bir şekilde bir tepenin üzerine yerleştirilmiş biz, büyük ve bol bir sıcak su kaynağını bulduk. Hamam olağan at nalı şeklinde kubbeli Müslüman mimarisine göre yapılmış. Erkeklere ve Kadınlara ait olmak üzere iki bölümü ve iki havuzu vardı. Bölümlerden birinin duvarı depremlerin gücü ile yarılmıştı. Saf olan su çok boldu. sıcaklık 125 ° Fahrenhayt’tı. Bu banyolar kale burçlarını savunmuş olan yaşlı bir duvar tarafında çevrilmiş boşluğun içerisindeydi. Hamamlara ait binanın uzunluğu 400 adım genişliği 300 adım idi. Çevriğin içinde hamamlardan başka mesken-evlerin yıkıntıları ve bir mezarlık vardı. Mezarlıkta pek çok Bizans mezar taşı, kornişler, sütular ve diğer parçalar vardı. Avlu içinde Modern bir camii vardı. Camii genellikle önceki Yunanlılara ait bir tapınağın taşlarıyla inşa edilmişti. Hamamların avlusununun dışında bahçeler ve iyi evler vardı. Evlerde bir yaşam görülmüyordu. Bu evler çok eskiden sayfiye evleri gibiydi.Yerliler bu hamamların tarihçesi hakkında hiçbir ipucu vermeyen “Yaban Hamamı” diyorlardı.
(Kaynak:The United service magazine, Yazar: Arthur William Alsager Pollock Travels and researches in Asia Minor, Yazar: William Ainsworth) 

Bu yazıya toplam 2 yorum yapıldı.
Mesajınız Gönderiliyor
Lütfen Bekleyiniz...


Teşekkür Ederiz.
Mesajınız Gönderilmiştir.
En Kısa Zamanda Editörlerimiz
Tarafından Kontrol Edilip Yayınlanacaktır.


Olası Sebeplerden Ötürü
Mesajınız Gönderilmemiştir.
İnternet Bağlantınızı Kontrol Edip
Tekrar Deneyiniz.
İsminizi Giriniz
Lütfen En Az 3 Karakter İsim Giriniz
: *
Mesaj Başlığı Giriniz
Lütfen En Az 5 Karakter Mesaj Başlığı Giriniz
: *
E-Mail Adresinizi Giriniz
E-Mail Boş Bırakın veya Doğru Mail Adresi Giriniz.
:   
Yorumunuzu Yazınız * Max 1000 karakter.Kopyala yapıştır yaparsanız yorumunuz kesilebilir.
Lütfen En Az 10 Karakter Bir Yorum Yazınız.
İşlemin Sonucu Kaçtır :
Lütfen İşlem Toplamını Doğru Giriniz.
 " 1837 YILI HAYMANA " Haberine Yapılan Yorumlar

Başlık:

Teşekkür

07:03:47

Gönderen:

Ercan ÇEVİK

13/5/17

Sami bey bu güzel çalışmalarınız için teşekkür etmek istiyorum. gizli kalmış tarihimizi aydınlatıyor ve yolumuza ışık tutuyorsunuz. Emeğinize sağlık, çalışmalarınızın devamını sabırsızlıkla bekliyorum, Tekrar teşekkürler


Başlık:

Vay be

20:40:59

Gönderen:

haymanalı

13/5/17

Nereden buluyorsunuz bunları ? Tebrikler


  Sayfanın üstüne gitmek için tıklayınız...
Sizde Reklam Verebilirsiniz
Yazarlarımızdan...
Yazarlar - Son 5 Yorum
Haberler - Son 5 Yorum
Sizde Reklam Verebilirsiniz
Facebook'ta Bizi Bulun


Ulusal Gazetelerin Mansetleri
 Bir Gazete Seçin