Hakkımızda | İletişim
Haymananın İlk ve Tek Siyasi Bağımsız Gazetesi

Haymana Gazetesi


SONKALE GÜZELCEKALE-4
14/09/2018

Hazırlayan: SAMİ ÜMÜT Haymana Kaymakamlığı Emekli Yazı İşleri Müdürü
Değerli okurlarım, geçtiğimiz 11-12 Eylül 2018 tarihinde Ankara Üniversitesi, Haymana Kaymakamlığı, Haymana Belediyesi, Ankara Üniversitesi Türk İnkilap Tarihi Enstitüsü koordinatörlüğünde Sempozyum ve Zafer Yürüyüşü yapıldı. Sempozyuma konuşmacı olarak birbirinden değerli Akademisyen ve Uluslarası konuşmacılar da katıldı. Haymana ve Sakarya meydan muharebesinin anlatıldığı Sempozyuma halkımızın ve bilhassa gençlerimizin çok fazla katıldığı görülmedi.Tarihimizin bilincine varabilmek için bu tür sempozyumlara katılmak önemlidir. Sempozyumu düzenleyenlere ve konuşmacılara sonsuz teşekkürler.
Bizim için işgal altındaki Haymana köylerinin işkence, tecavüz, ölüm ve yağmalara karşı atalarımızın nasıl direniş gösterdikleri de çok önemlidir. Örneğin cepheye yakın her köyden ninelerimiz elinde ne varsa cepheye askerlerimize getirmiş, en azından kazanlarla çorbalar pişirerek Mehmetçiklerimize sıcak çorba götürmüşlerdir. Köylerimizin ileri gelenleri sürüsünü, sığırlarını orduya vermişler. Köylüler binek hayvanlarını kağnılarını ordu emrine vererek İyi bir milli mücadele örneği göstermişlerdir. Daha anlatacak çok şey var ama şimdi konumuza dönelim; 
Güzelcekale Muharebeleri başladıktan sonra, bu bölgeyi takviye etmek üzere, alayı ile birlikte, Deli Halid'in emrine verilen, böylece bizzat burada bulunarak bu savaşı içinde yaşamış olan Alay Komutanı Rahmi Apak'tan dinleyelim: “Biraz sonra tekrar taarruzumuz başladı. Bu defa benim geride kalıp tekrar yetişen dolgunca mevcutlu taburum ile mevcutları yarıya inmiş iki taburum da bu taarruza katıldılar. Ben bazen Halid Bey’in yanında bulunuyorum ve bazı defa da alayımın avcı hattına gidiyorum, alayımın taarruzu ile meşgul oluyorum. 40-50 adım önümüzde bulunduğumuz yer ile alayımın avcı hattı arasında yüzükoyun yere uzanmış ve silahını yanına bırakmış ceketsiz bir er gördüm. Ölüye benzemiyor. Yanına yaklaştım. Ayağına hafif bir tekme vurdum. Kafasını çevirerek bana baktı, hiçbir sakatlığı yok. Kulağından tutup ayağa kaldırdım ve silahını eline vererek kulağından çeke çeke avcı hattına doğru sürükledim. Tabiî bu hareket düşman piyade ateşi altında oluyordu. Halid Bey beni böyle görünce yanındaki kurmay yüzbaşıya benim için: “Ulen hergeleye bak, bana caka satıyor” demiş. Pek genç olan bu çocuğu, avcı hattındaki arkadaşlarının arasına yatırdım. Yatar yatmaz tekrar yüzünü toprağa yapıştırdı ve silahı yanına bıraktı. Korkmakta devam ediyor. Bir şaka yapayım dedim. Tekrar kulağından yakalayarak ayağa kaldırdım ve: “Ulan gâvur, at buna bir kurşun” dedim. Zaten kurşunlar vızıldayıp geçiyor. Zavallı genç er: “Aman efendim, söyle de atmasın” diyerek tekrar yüzü koyun yere kapanmasın mı? Buna avcı hattındaki mehmetçikler bile güldüler. Bu acemi çocuğu onlara teslim ederek geriye Halid Beyin yanına geldim. Halid Bey bana, ilerideki tümen ve alay kumandanlarına gönderilmek üzere şöylece bir emir not ettirdi: “Ben, avcı hattına ve sizin yanınıza gelemiyorum. Bunu korktuğuma yorumlamayınız. Bütün cepheyi görmek ve buna tedbir almak için biraz gerilerde dolaşmaya mecburum. "
Bu adam korkak değildi, bilâkis çok cesurdu. Bunu herkes biliyordu. Bunu ayrıca kıtalara bildirmesindeki maksadı, anlayamamıştım. Taarruzumuz ilerlemeye başladı ve düşmanı ilk mevziden attık. Daha gerideki daha yüksek sırtlarda müdafaa devam ediyor, Her iki tarafın kayıpları yüksek. Yaralı subaylarımız ve erlerimizden yürüyebilenler akın akın düşman ateşi altında geriye geliyor. Ağır yaralıları taşıyan sedyeler vızır vızır dolaşıyor, ölülere aldırış eden yok. Bazı yerler de süngü hücumları bile yapıldı, fakat düşman ikinci mevziilerinden söktürülemedi. Onu ancak 200 metre kadar geriye atabilmiştik. Bu kavga akşama kadar böyle devam etti. Deli Halid'in taktiği bu.
Karanlık basınca, ileri hatlardan geriye doğru bazı kaçışmalar başladı. Deli Halid, elinde revolver(toplu tabanca), bu gerileyenlerden 8-10 er ve subayı öldürdü. Yarım saat sonra ilerideki avcı hattımızdan tekrar bir çözülme başladı. Sekizer onar kişilik gruplar geriye doğru kaçıyorlar. Deli Halid, tabancasını çekmiş, taştan taşa sekerek bunları vuruyor ve bana da: “Beyefendi kaçıyorlar görmüyor musun, ne duruyorsun, neye bunları öldürmüyorsun?” diye bağırıyor. Ben de tabancamı kullanmaya başladım. Fakat kaçanların ayaklarına doğru yere ateş ediyorum. Kısa zamanda, deli Halid kendi başına bu çözülüşüde durdurddu. Bu adamın bulunduğu bir yerde çözülme ve bozgun olmaz. Geriye gelmekten herkes titrer. ”
Biraz sonra yanıma yaklaşarak: “Ey kurmayım, söyle bakalım, şimdi ne yapacağız?” diye sordu: “Bu sırt üzerinde bu gece yalnız bir alay bırakarak bütün tümenleri, iki kilometre gerideki yumuşak topraklı sırtlara çekmek, orada tümenleri ve alayları derhal toparlayıp acele tahkimat (savunma için gerekenleri) yaptırmak en makûl bir harekettir” dedim. “Peki ben geriye gidiyorum. Bu karışıklığı orada tekrar bu gece düzenleyeceğim. Fakat sen alayınla burada sabaha kadar kalacaksın. Sabah olmazdan önce bu sırtları bırakırsan başına gelecek belayı bilirsin” dedi ve karargâhıyla birlikte kayboldu.” Bu savaş öyle kolay kazanılmadı. Deli Halid Paşa gibi nice vatansever komutanlar bu savaşta canları pahasına savaştılar.Kısaca Bu savaş Türkiye’nin kurtuluşunun başlangıç noktası oldu.Düşmanın durdurularak Haymana’nın geçilmez olduğunu tüm dünya’ya kanıtladı.Tıpkı Çanakkale geçilmez ruhunda olduğu gibi Bu savaşta da halkımızın bir ve beraber olarak Haymana geçilmez ruhunda imanla inanarak birleşmeleri savaşçılarımızın ölümüne düşmanın üzerine gitmesi bize zafer olarak geri döndü. Düşmanı Haymana’da durdurduk. Devamında işgal altındaki yerlerimizi birer birer geri alarak bağımsızlığımıza kavuştuk. Hoşçakalın

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olabilirsiniz.
Mesajınız Gönderiliyor
Lütfen Bekleyiniz...


Teşekkür Ederiz.
Mesajınız Gönderilmiştir.
En Kısa Zamanda Editörlerimiz
Tarafından Kontrol Edilip Yayınlanacaktır.


Olası Sebeplerden Ötürü
Mesajınız Gönderilmemiştir.
İnternet Bağlantınızı Kontrol Edip
Tekrar Deneyiniz.
İsminizi Giriniz
Lütfen En Az 3 Karakter İsim Giriniz
: *
Mesaj Başlığı Giriniz
Lütfen En Az 5 Karakter Mesaj Başlığı Giriniz
: *
E-Mail Adresinizi Giriniz
E-Mail Boş Bırakın veya Doğru Mail Adresi Giriniz.
:   
Yorumunuzu Yazınız * Max 1000 karakter.Kopyala yapıştır yaparsanız yorumunuz kesilebilir.
Lütfen En Az 10 Karakter Bir Yorum Yazınız.
İşlemin Sonucu Kaçtır :
Lütfen İşlem Toplamını Doğru Giriniz.
 " SONKALE GÜZELCEKALE-4 " Haberine Yapılan Yorumlar
Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır.  Sayfanın üstüne gitmek için tıklayınız...
Sizde Reklam Verebilirsiniz
Yazarlarımızdan...
Yazarlar - Son 5 Yorum
Haberler - Son 5 Yorum
Sizde Reklam Verebilirsiniz
Facebook'ta Bizi Bulun


Ulusal Gazetelerin Mansetleri
 Bir Gazete Seçin