Hakkımızda | İletişim
Haymananın İlk ve Tek Siyasi Bağımsız Gazetesi

SEVELİM SEVİLELİM
17/11/2017
Canlıların üç grupta olduklarını hepimiz biliyoruz. insanlar, hayvanlar ve bitkiler. Ortak özellikleri olmasına rağmen çok farklı özelliklere de sahiptirler. Ortak özellikler hava, su, beslenme gibi ihtiyaçlar olmadan hiçbir canlı hayatta kalamaz.
Bitkiler gündüzleri karbondioksit alır, oksijen verirler. Geceleri ise tam tersi olur. Buna tabiat biliminde fotosentez olayı denir. Beslenmelerini ise kökler vasıtası ile su ve toprakla sağlarlar. Tohumları ve polenleri de üremelerine sebep olur. Üremelerin en büyük yardımcıları hayvanlar, rüzgar ve sulardır.
Hayvanların yapıları insana benzemekle beraber bir çok farklılıklar görülmektedir. Hayvanların en büyük ihtiyacı da oksijen, su ve beslenme kaynaklarıdır. Bunları karada, havada ve suda yaşayan hayvanlar diye gruplara ayırabiliriz. Yaşam şekilleri ise beslenmeleri, üremeleri kendi aralarında farklılıklar göstermektedir.
İnsanoğluna gelince canlıların en mükemmelidir. Diğer canlılardan ayrılan en büyük farkı ise aklı, düşünme, fikir yürütme ve konuşmasıdır. Geçmiş tarihimizden bugüne insan aklı ve beyni ile yapılan o kadar çok olumlu ve olumsuz olaylara şahit oluyoruz ki inanılması gerçekten çok güç hadiseler görülmektedir. İlerleyen teknoloji karşısında “olmaz” diye bir şey yok, herşey güzel olduğu kadar ürkütücü  de olabilir. Teknolojinin bu kadar hızlı ilerlemesi bizi sevindirdiği gibi korkutuyor da, insanoğlunun en büyük özelliklerinden birisi de konuşmasıdır, demiştik.
Kabileler, kavimler, ırklardan oluşan ülkelerin her dili farklıdır. Konuşulan dilllerin ise lehçe, ağız ve şive gibi şekilleri de vardır.
Ülkemizde çok çeşit dil kullanılmakla beraber bizim resmi dilimiz Türkçedir. Diğer dillerin kullanılmasında da hiçbir baskı uygulanmamaktadır. İnsanlar kendi aralarında rahatça dillerini konuşabiliyorlar. Bu da olması gerekendir. Bu konuda günümüzün sorunlarından birisi, kim hangi dili konuşuyor değil; o dili nerde ve nasıl konuştuğu önemlidir. Konuşma dilimiz bizi dinleyen insan ve insan guruplarının anlayabileceği şeklinde olmalıdır. İster Türkçe ister başka dillerde olsun kullandığımız dilin en önemli özelliği olan konuşma kültür ve ahlakını oluşturan edeptir.
Ahlaki değerlerin hepsi bir bütündür. Herhangi biri eğer olmazsa o toplum zayıflamaya başlamıştır. Diller farklı olmasına rağmen konuşmak bir sanattır, bu sanatı iyi icra edebilmek ise ayrı bir meziyettir.
Eski ve yeni, değerli ilim ve bilim sahibi insanlarımız şairlerimiz, yazarlarımız ve hatiplerimiz bu sanatı yeterince yerine getirmişlerdir. Bakın; yıkıcı, bölücü ve bağnaz, konuşmaları farklı, icraatleri farklı olan insanları menfaat ve çıkarlarını ön planda olan insanları önemsemiyorum. 
Aile içersindeki ortamda nasıl bir hava esiyor ise ailenin fertlerinde de, ev ve dışarıda yansıması aynı olur.
Aile çocuğun, çocukta ailenin aynısıdır. Bir aile düşünelim, ebeveynler içine kapanık sohbet şaka ve espriden uzak. Başka bir açıdan düşünelim; lakayt, gevşek, argolu ve küfürlü konuşmalar. Bir de başka şekilde daha düşünelim; modern ve ileri görüşlü, eğitimli, kültürlü, saygı ve sevginin üst düzeyde olduğu bir aile.
Tabiki, aile bireyleri aileden de farklı kişiliklere sahip olabilirler. Büyükler “halaya veya dayıya çekmiş” derler. Yine de eğitim ve bilgi ön plandadır. Mevlana hazretleri bu konuda şöyle söylemiştir; bilgisiz biri oraya ayak basar ise köprü yıkılır, ayağıda kırılır. Bilgiye ulaştın mı ayak kanat olur. Çarşıda geziyorum: çoğu kişinin sohbetlerinde rahatlıkla argo ve küfürlü kelimeler kullanılıyor, bu sohbetler kaldırım üzerinde insanların geçtiği yerlerde yapılıyor, gelip geçmekte sıkıntı yaşanıyor.
Dinimiz gereği abdestli iken küfürlü sözlerden her türlü bela ve şerlerden kendimizi uzak tutup, sabır ve sükunetimizi koruyor isek, her zaman bu kontrolümüzü sağlamalıyız “tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” mantığı ile hareket etmeliyiz. Genç, yaşlı, kadın, erkek farketmez, şiddete sebep olacak sözlerin sonu hayırla bitmeyeceği gibi, toplumda da büyük yaralar açar. Evde, iş yerinde, sokakta konuşmalarımız edebe uygun olsun ki, çocuklarımız ve gençlerimiz bizleri örnek alsınlar diyorum ve büyük halk ozanı, gönlü Allah sevgilisi ile dolu olan Yunus Emre`nin bir dörtlüğünü belirterek yazıma son veriyorum.
Gelin Tanış Olalım. İşi Kolay Kılalım. Sevelim, Sevilelim. Bu Dünya Kimseye Kalmaz.
Haftaya görüşmek üzere, hoşçakalın, sağlıcakla kalın.

Bu yazıya toplam 1 yorum yapıldı.
Mesajınız Gönderiliyor
Lütfen Bekleyiniz...


Teşekkür Ederiz.
Mesajınız Gönderilmiştir.
En Kısa Zamanda Editörlerimiz
Tarafından Kontrol Edilip Yayınlanacaktır.


Olası Sebeplerden Ötürü
Mesajınız Gönderilmemiştir.
İnternet Bağlantınızı Kontrol Edip
Tekrar Deneyiniz.
İsminizi Giriniz
Lütfen En Az 3 Karakter İsim Giriniz
: *
Mesaj Başlığı Giriniz
Lütfen En Az 5 Karakter Mesaj Başlığı Giriniz
: *
E-Mail Adresinizi Giriniz
E-Mail Boş Bırakın veya Doğru Mail Adresi Giriniz.
:   
Yorumunuzu Yazınız * Max 1000 karakter.Kopyala yapıştır yaparsanız yorumunuz kesilebilir.
Lütfen En Az 10 Karakter Bir Yorum Yazınız.
İşlemin Sonucu Kaçtır :
Lütfen İşlem Toplamını Doğru Giriniz.
 " SEVELİM SEVİLELİM " Yazısına Yapılan Yorumlar
Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır. Sayfanın üstüne gitmek için tıklayınız...
Sizde Reklam Verebilirsiniz
Yazarlarımızdan...
Yazarlar - Son 5 Yorum
Haberler - Son 5 Yorum
Sizde Reklam Verebilirsiniz
Facebook'ta Bizi Bulun


Ulusal Gazetelerin Mansetleri
 Bir Gazete Seçin